arkadaşlık siteleri etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
arkadaşlık siteleri etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

15 Mayıs 2008 Perşembe

Facebook profilleri degisiyor

Facebook

Facebook'u kullanan insanları ikiye ayırıyorum. Birinci grupta hemen kişisel bilgilerle bir resim koyan, eski yeni arkadaşlarını arayan, bulduklarını ekleyen ve daha sonra da onlarla isterse iletişime geçen insanlar var. Sonraları ise haftada 1 ya da 2 kez siteye girip yeni "friend request" var mı diye bakıp çıkıyorlar.




İkinci gruptakiler içinse Facebook, hayatın bir parçası oluyor. Hemen hemen bütün iletişimlerini Facebook üzerinden yapıyorlar (Facebook Chat'in çıkması bunu daha da kolaylaştırdı), bir çok application kurup Facebook'un bütün nimetlerinden faydalanıyorlar.Facebook Yeni Profili


Benim gibi ikinci grupta olanlar için, bir müddet sonra Facebook inanılmaz derecede karmaşıklaşmaya başlıyor. Önce profilinizin yüklenmesi dakikalar alıyor, işinizi yapmak için dakikalarca beklemek zorunda kalıyorsunuz.


MySPace'in yakalandığı en büyük handikap da buydu aslında. Kullanıcılar sayfalara o kadar çok incik boncuk koymaya başlamıştı ki artık birinin MySpace sayfasını açmaya korkar olmuştum. O yüzden Facebook nispeten temiz ve düzenli arayüzüyle hepimizin kalbini kazanmayı başardı.


Fakat bahsettiğim sorunlar Facebook'ta da baş gösterince Facebook geliştiricileri çareyi profil sayfalarını yeniden dizayn etmekle bulmuşlar. Artık Facebook profilleri birkaç sayfada sunuluyor ve yandaki resimde de görüldüğü gibi üstteki tabler kullanılarak uygulamalar ayrılmaya başlanmış.


 Bu da bence çok iyi fikir. Henüz değişiklikler chat'in ilk zamanlarında olduğu gibi bütün kullanıcılara yansımış değil. Fakat chat'in uygulanmasındaki hızı düşünürsek bir kaç gün sonra profilimizde radikal değişiklikler görmemiz hiç de uzak değil.


Devamı

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Google Friend Connect ile uygulama gelistirmek

Google'ın bu aralar en çok konuşulan yeniliklerinden birisi de Google Friend Connect'i duyurmak oldu. GFC ile popüler sosyal ağlara ait bilgilerinizi ve arkadaşlarınızı herhangi bir uygulamaya taşıyabiliyorsunuz. Google Friend Connect

Sistemin genel olarak çalışma prensibi çok basit. GFC kullanan site ya da uygulama (örneğin Facebook Application'ları) üyelik bilgilerinizi yeniden oluşturmaktansa, Facebook, hi5, Google Account gibi yerlerden üyelik bilgilerinizi çekebiliyor. Siz sadece hangi bilgilerinizin hangi siteden alınacağını belirtiyorsunuz. Daha sonra sizin belirlediğiniz bilgileriniz ve arkadaşlarınız anında yeni sitenin kullanımına sunuluyor. Bu da herhangi bir sitedeki bilgilerinizi istediğiniz yere taşıyabileceğiniz anlamına geliyor (tabi bu da aslında bu bilgilerin sahibi olarak size daha fazla güç veriyor).

GFC'nin en büyük avantajı yeni bir site ya da uygulama için artık sıfırdan üye veritabanı yapmaya çalışmak zorunda kalmamanız. Bu da hem geliştiricileri hem de kullanıcıları büyük yükten kurtarıyor.

GFC henüz herkese açık değil. GFC ile ilgili web sitesinde bu uygulamayı kullanmak isteyenler ön başvuru formunu dolduruyor. Bu formda siteniz ya da uygulamanız hakkında bilgi, GFC'yi kullanma amacınız gibi sorular soruluyor. Ben de HEDEF ÖSS için böyle bir başvuruda bulundum. Eğer başvurum kabul edilirse izlenimlerimi burada aktaracağım.

Fakat bu arada sistemin neye benzediğini merak edenler için Google, GFC örnek siteleri hazırlamış.

GFC hakkında şimdilik aktarabileceklerimiz bunlar. Fakat gelin geçmişe gidelim.

Bundan belkide 10 yıl önce benzer bir projeyi Microsoft, Passport'la yapmaya çalışmıştı. Fakat o projenin bence işe yaramamasının tek sebebi ise 20000$ civarındaki başlangıç fiyatıydı. O yüzden sistem birkaç yağlı web şirketleriyle sınırlı kaldı.

Şimdi daha iyi servisi bedavaya alabilmemiz ise Web2.0'nin bize sunduğu nimet olsa gerek!

Devamı

FriendFeed ile kendinizi yayinlayin!

Stumble ile interneti nasıl paylaşabileceğinizi dün anlatmıştık. Bugün ise size FriendFeed'den bahsetmeye çalışacağım.

FriendFeed

FriendFeed, Google'daki kurumsal yapıdan sıkılan birkaç mühendisin biraraya gelerek oluşturdukları bir "startup". Amacı ise sizi arkadaşlarınız arasında bir micro "celebrity"ye döndürmek. ("Micro" kelimesi bu aralar çok moda oldu. Artık koca koca şirketler bile "Micro Management"dan bahsetmeye başladı. Bu konu ile ilgili pek yakında bir yazı sizleri bekliyor).

FriendFeed'e kayıt olduktan sonra kullandığınız popüler 35 tane servisi eklemeye başlıyorsunuz. Bunlar arasında bloglarınız, Twitter mesajlarını, Google Reader'da paylaştıklarınız, YouTube favorileriniz, Stumble yaptıklarız gibi bir çok popüler servis bulunuyor.

Temel olarak feedler üzerinden çalışan sistem, siz farklı servisleri kullandıkça kendi feed'inizde bunlarla ilgili yayınlar yapmaya başlıyor.  Böylece siz interneti gezerken ya da kullanırken bunları kaydetmenizi ve istediğiniz kişilerle paylaşmanızı sağlıyor. Fakat Stumble'dakinin aksine herhangi bir butona basmaya ya da özel bir link çalıştırmaya gerek yok. Sistem otomatik olarak yukarıda bahsettiğimiz servisleri ziyaret ederek sizin yapmış olduğunuz aktiviteleri çekiyor.

Tabi paylaşabilmek için arkadaşlarınızı eklemeniz gerekiyor. Stumble'da arkadaş eklemede olduğu gibi Facebook, Gmail, Yahoo, MySpace gibi servislerdeki arkadaşlarınızı otomatik olarak import edebilen aracını kullanarak FriendFeed kullanan arkadaşlarınıza ulaşabilir, kullanmayan arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

FriendFeed son yıllarda gördüğüm kullanışlı Web 2.0 uygulamalarının başında geliyor. Beni FriendFeed'e eklemek isteyenler ise Miglate kullanıcı adıyla bana ulaşabilirler.

Devamı

Stumble Upon ile webi paylasin

Son günlerde karşılaştığım en "cool" web 2.0 servislerinden bir tanesi Stumble Upon. Stumble Upon sayesinde ziyaret ettiğiniz sayfaları işaretleyebiliyor, arkadaşlarınızla paylaşabiliyor hatta abartıp sayfalar hakkında yorum bile yazabiliyorsunuz.

En güzel özelliği ise ilgi alanlarınızı belirledikten sonra ilgi alanlarınıza yönelik sayfaları bulup otomatik olarak getiriyor. Bu özellik o kadar başarılı ki Stumble sayesinde çok iyi kaynaklara ulaşabiliyorsunuz.

İsterseniz kısaca Stumble'ın nasıl kullanılacağı konusunda bilgi vereyim:

Stumble Toolbar'ının Yüklenmesi ve Kayıt Olunması
Stumble Toolbar'ı yüklemeden de Stumble'ın olanaklarından faydalanabiliyorsunuz ama Toolbar bu siteden tam anlamıyla performans alabilmeniz için olmazsa olmazlardan birisi. Toolbar'ı hem IE hemde FF'ta denedim ve ikisinde de çok başarılı ve sistem kaynaklarını zorlamıyor bile.

Toolbar'ı yükledikten sonra sisteme kayıt olmanız gerekiyor. Bu sayede sistem sizin bilgilerini tutabiliyor ve ilgi alanlarınıza ve web alışkanlıklarınıza göre uygun siteleri getiriyor.

İlgi Alanlarınızın Eklenmesi
Kayıt sırasında size ilgi alanlarınız soruluyor fakat size tavsiyem Preference>Manage My Interest seçeneğinden ilgi alanlarınızı çok detaylı listelere tek tek bakarak belirlemeniz. Böylece çıkan siteler tam anlamıyla sizi ilgilendirmeye başlıyor. Toolbar üzerinden ise Tools>Update Topics (IE için) ya da Tools>Profile Preferences (FF için) ilgi alanlarınızı düzenleyebilirsiniz.

Arkadaşlarınızın Bulunması
Muhakkak sizin arkadaşlarınız da Stumble Upon'u kullanıyordur. Gmail, Yahoo, Hotmail arkadaşlarınızı rahatlıkla import ediyor Stumble kullanmayanları davet edebiliyorsunuz. Hatta abartıp -Facebook arkadaşlarınızı davet etmek için- Facebook application'ına da göz atmanızı tavsiye ediyorum. Arkadaşlarınızı eklediğinizde zaman zaman Toolbar'da onların tavsiyelerini de görebiliyorsunuz.

Stumble Yapmak ve Siteleri Değerlendirmek
Toolbar'daki Stumble düğmesine bastığınız anda servis size ilgi alanınızla ilgili uygun bir siteyi bulup getiriyor. Ama sonuçlar o kadar etkili ki çoğu zaman "Yahu benim bu siteden nasıl olur da haberim yoktu!" şeklinde tepkiler verebiliyorsunuz. Siteyi beğenirseniz yukarı el işaretine tıklayıp bu siteyi listenize ekliyorsunuz. Böylece arkadaşlarınız da bu siteden haberdar olabilir. Aşağı el işaretine tıkladığınızda Stumble'ın size tavsiye ettiği siteyi beğenmediğinizi belirtiyorsunuz. Bu işareti kullandığınızda hem sistem o siteyi bir daha göstermiyor hem de ilgi alanlarınız hakkında daha fazla ipucu elde etmiş oluyor (istediğiniz anda sevdiğiniz ve sevmediğiniz siteleri Stumble'ın sitesi üzerinden düzenleyebiliyorsunuz).

Herhangi bir siteyi Stumble'a eklemek ve değerlendirme yapmak
Webde gezerken çok güzel bir siteye rastladınız; hem paylaşmak hem de hakkında yorum yazmak istiyorsunuz. Bu durumda yapmanız gereken tek şey o site üzerindeyken yukarı el işaretine tıklamak. Siteyle ilgili değerlendirmeyi ve taglemeyi gerçekleştirebilirsiniz.

Benim ilk bakışta bunlar dikkatimi çekti. Kullanmaya devam ettikçe izlenimlerimi burada aktarmaya çalışacağım.

Devamı

08 Aralık 2007 Cumartesi

Facebook, Orkut, MySpace nereye kadar?

Son dönemlerde Brezilya pembe dizilerinde "Orkut" kelimesi sıkça geçer... Hayır, hayır, bahsedilen kişi "çok yakışıklı, bütün kızların peşinde koştuğu, karmaşık aşk ilişkileri yaşayan çılgın bir Türk" değildir. "Orkut" Google'ın yıllardır yayınladığı arkadaşlık sitesidir. Sistemi tasarlayan kişi Google'da Orkut adında bir Türk Mühendis ve adamlar beta aşamasındayken bu yeni hizmeti Orkut diye adlandırmışlar. Fakat sistem hızla yayılınca ve de çok popüler olunca ismini değiştirmekten vazgeçmişler. Ve bugün Orkut, en popüler arkadaşlık sitesinden birisi. Orkut'un Brezilya'da tutulmasının sebebi ise sitenin bir zamanlar sadece davetiye üzerinden çalışması. Haliyle üye olan Brezilyalılar, diğer Brezilyalılar'ı davet etmiş ve böylece zincirleme bir şekilde üye olan Brezilyalıların sayısı hızlıca artmış.

Orkut'un Brezilya'da yaptığını bugün Türkiye'de Facebook yapıyor. Şimdi bakıyorum da Turkey "network"unde üye sayısı 1.2 milyonu geçmiş. Valla Türkler olarak çok sevdik bu Facebook olayını. Şimdi Brezilya'da hızla artmasının sebebi davetiye usulü olması ve Brezilyalıların diğer Brezilyalıları sisteme eklemeleriydi. Türkiye'de ise Facebook'un tutmasının sebebi ise bence Facebook'un kategori ve gruplama mantığı. Haliyle de ilk, orta, lise, üniversite -ve son zamanlarda askerlik- derken hayatımızda çok fazla bir grubun içerisinde yer alıyoruz ve genelde Türk insanı bu dönemlerde farklı insanlarla bir araya geliyor. Kaçımız ilkokulu okuduğumuz mahallede oturuyor? Ya da üniversite için başka bir şehire gitmek zorunda olmayanların sayısı çok mu fazla? Askerlik ise başlı başına başka bir olay zaten... Orada da Boğaziçi mezunu bir finansçı Konya'daki bir çobanla yanyana kalabiliyor ve haliyle askerlik bitince canciğer arkadaş olarak ayrılabiliyor. Durum böyle olunca yıllar sonra insan aramaya başlıyor eski arkadaşlarını... Bir de facebook'da kişilerin kimliklerinin belli olması da aramayı ve bulmayı kolaylaştırıyor. Herkese "lonelycowboy"u listemeyi eklemektense, adı sanı belli birisini eklemek daha kolay gelir herhalde.. Bu arada, dizilere de girmeye başladı mı acaba bu facebook? Dizilerde rastlayan birileri buraya yazabilir mi? Mesela, Yaprak Dökümü'nde güzel bir ambiyans yakalanabilir evi terk eden kızın ailesiyle Facebook üzerinden iletişime geçmesiyle...

Aslında bana bu yazıyı yazdıran sebep bambaşkaydı. Yazıya başlamadan önce niyetim işin ekonomik boyutuyla ilgiliydi... Hani bu İngilizce yazılar, olaya hikaye anlatarak başlama geyiği vardır ya... Ben de onun gibi bir şey yapayım dedim. Ama bunu yapan bir Türk olunca konuyu dağıtması ve geyiğe sarması çok kolay oluyor.

Ne diyorduk... Ekonomik boyutu... Facebook'un bugünkü değeri 15 milyar $. Fakat, MIT mezunu mühendisler, Wall Street yatırımcıları gece gündüz Facebook'un sunduğu potansiyeli nasıl kullanırız diye kafa patlatıyorlar. Düşünsenize, elinizde milyonlarca insanın bütün iş, özel ilişkileri, ilgi alanları, üye oldukları gruplar vs. bütün bilgileri var. Bunun pazarlama, satış, ar-ge gibi alanlarda sağlayacağı fırsatlar inanılmaz bir düzeyde..

Tabi, konu üzerinde Amerikalılar kafa patlatırken biz Türklerin de boş kalmasına gerek yok. Alın elinizde 1,2 milyon Türkün her türlü bilgileri. Hatta üyelerin çoğunluğunu 18-24 yaş arası gençlerin oluşturduğunu düşünürseniz, geleceğe dönük potansiyel de hat safhada... Tabi, şimdilik "Osmanlı Poke'si", "Kem Gözler için Nazar Boncuğu", "Gizli Mesaj Gönder" gibi uygulamalarda kendimizi göstersek de eminim biz çılgın Türkler çılgın fikirlerle ortaya çıkabiliriz.

Not: Yazı bitti ama ben bir türlü yazıya ilham veren videodan bahsedemedim. Neyse en azından aşağıya koyayım.

Devamı