15 Mayıs 2008 Perşembe

Youtube proxy ayarlari: Yasaklarla basa cikmak!

İnternetteki yasakların insanları nasıl çileden çıkardığını daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik.


Hatta Mehmet Altan dayanamayıp bir köşe yazısında proxy ayarları hakkında bilgi vermişti.


Fakat gelin görün ki o gün bugündür yasakçı Türk Telekom, proxy'ler konusunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmuş ve artık hemen hemen hiçbir proxy doğrudüzgün çalışmıyor.


Bu konuda tecrübe sahibi olan Çinli arkadaşlarımız -evet, yasaklar konusunda Çin gibi ülkelerle beraber anılıyoruz- ise Allah'tan işe yarar bir programla çıkagelmişler.


Ultrasoft adı verilen bu programı yaklaşık iki haftadır kullanıyorum ve mükemmel bir şekilde hiçbir ayar yapmadan internetteki bütün siteleri açabiliyorum (aslında Çince yazılar olması insanı endişelendiriyor fakat şu zamana kadar herhangi bir sorunla karşılaşmadım).


Programı şuradan indirebiliyorsunuz ve şimdilik sadece IE ile birlikte kullanılabiliyor.





 

Devamı

Facebook profilleri degisiyor

Facebook

Facebook'u kullanan insanları ikiye ayırıyorum. Birinci grupta hemen kişisel bilgilerle bir resim koyan, eski yeni arkadaşlarını arayan, bulduklarını ekleyen ve daha sonra da onlarla isterse iletişime geçen insanlar var. Sonraları ise haftada 1 ya da 2 kez siteye girip yeni "friend request" var mı diye bakıp çıkıyorlar.




İkinci gruptakiler içinse Facebook, hayatın bir parçası oluyor. Hemen hemen bütün iletişimlerini Facebook üzerinden yapıyorlar (Facebook Chat'in çıkması bunu daha da kolaylaştırdı), bir çok application kurup Facebook'un bütün nimetlerinden faydalanıyorlar.Facebook Yeni Profili


Benim gibi ikinci grupta olanlar için, bir müddet sonra Facebook inanılmaz derecede karmaşıklaşmaya başlıyor. Önce profilinizin yüklenmesi dakikalar alıyor, işinizi yapmak için dakikalarca beklemek zorunda kalıyorsunuz.


MySPace'in yakalandığı en büyük handikap da buydu aslında. Kullanıcılar sayfalara o kadar çok incik boncuk koymaya başlamıştı ki artık birinin MySpace sayfasını açmaya korkar olmuştum. O yüzden Facebook nispeten temiz ve düzenli arayüzüyle hepimizin kalbini kazanmayı başardı.


Fakat bahsettiğim sorunlar Facebook'ta da baş gösterince Facebook geliştiricileri çareyi profil sayfalarını yeniden dizayn etmekle bulmuşlar. Artık Facebook profilleri birkaç sayfada sunuluyor ve yandaki resimde de görüldüğü gibi üstteki tabler kullanılarak uygulamalar ayrılmaya başlanmış.


 Bu da bence çok iyi fikir. Henüz değişiklikler chat'in ilk zamanlarında olduğu gibi bütün kullanıcılara yansımış değil. Fakat chat'in uygulanmasındaki hızı düşünürsek bir kaç gün sonra profilimizde radikal değişiklikler görmemiz hiç de uzak değil.


Devamı

Android yarismasinda ilk 50'ye girenlerin detaylari aciklandi


Android yarışmasında ilk 50'ye girenlerin detayları belli oldu. Daha önceki yazılarımızda şimdiye kadar açıklanmamış olmasının kafalarda soru işaretleri yarattığını belirtmiştik.



İlk 50'ye girenlerin detaylarını şuradaki sunuda bulabilirsiniz. Ben kazananlara şöyle bir göz attım ve açıkçası coğrafik yer tanımlamayla ilgili uygulamaların fazlalığı dikkatimi çekti. Sanırım gelecekte webin en önemli unsurlarından birisi de içeriğin bulunduğunuz yere göre belirlenmesi oluşturacak.


50'ye giren uygulamalar içerisinde dikkatimi çeken bir diğer nokta ise bazılarının hakikaten çok ilginç olması. Sunuda da görebileceğiniz üzere bundan bir kaç yıl öncesine kadar bilimkurgu filmlerinde rastlayabileceğiniz şeyler çok yakında gerçekleşmeye başlayacak gibi gözüküyor.


Açıkçası Android kullananan telefonlar yaygınlaşsa da kullanmaya başlasak diyorum.



Devamı

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Google Friend Connect ile uygulama gelistirmek

Google'ın bu aralar en çok konuşulan yeniliklerinden birisi de Google Friend Connect'i duyurmak oldu. GFC ile popüler sosyal ağlara ait bilgilerinizi ve arkadaşlarınızı herhangi bir uygulamaya taşıyabiliyorsunuz. Google Friend Connect

Sistemin genel olarak çalışma prensibi çok basit. GFC kullanan site ya da uygulama (örneğin Facebook Application'ları) üyelik bilgilerinizi yeniden oluşturmaktansa, Facebook, hi5, Google Account gibi yerlerden üyelik bilgilerinizi çekebiliyor. Siz sadece hangi bilgilerinizin hangi siteden alınacağını belirtiyorsunuz. Daha sonra sizin belirlediğiniz bilgileriniz ve arkadaşlarınız anında yeni sitenin kullanımına sunuluyor. Bu da herhangi bir sitedeki bilgilerinizi istediğiniz yere taşıyabileceğiniz anlamına geliyor (tabi bu da aslında bu bilgilerin sahibi olarak size daha fazla güç veriyor).

GFC'nin en büyük avantajı yeni bir site ya da uygulama için artık sıfırdan üye veritabanı yapmaya çalışmak zorunda kalmamanız. Bu da hem geliştiricileri hem de kullanıcıları büyük yükten kurtarıyor.

GFC henüz herkese açık değil. GFC ile ilgili web sitesinde bu uygulamayı kullanmak isteyenler ön başvuru formunu dolduruyor. Bu formda siteniz ya da uygulamanız hakkında bilgi, GFC'yi kullanma amacınız gibi sorular soruluyor. Ben de HEDEF ÖSS için böyle bir başvuruda bulundum. Eğer başvurum kabul edilirse izlenimlerimi burada aktaracağım.

Fakat bu arada sistemin neye benzediğini merak edenler için Google, GFC örnek siteleri hazırlamış.

GFC hakkında şimdilik aktarabileceklerimiz bunlar. Fakat gelin geçmişe gidelim.

Bundan belkide 10 yıl önce benzer bir projeyi Microsoft, Passport'la yapmaya çalışmıştı. Fakat o projenin bence işe yaramamasının tek sebebi ise 20000$ civarındaki başlangıç fiyatıydı. O yüzden sistem birkaç yağlı web şirketleriyle sınırlı kaldı.

Şimdi daha iyi servisi bedavaya alabilmemiz ise Web2.0'nin bize sunduğu nimet olsa gerek!

Devamı

FriendFeed ile kendinizi yayinlayin!

Stumble ile interneti nasıl paylaşabileceğinizi dün anlatmıştık. Bugün ise size FriendFeed'den bahsetmeye çalışacağım.

FriendFeed

FriendFeed, Google'daki kurumsal yapıdan sıkılan birkaç mühendisin biraraya gelerek oluşturdukları bir "startup". Amacı ise sizi arkadaşlarınız arasında bir micro "celebrity"ye döndürmek. ("Micro" kelimesi bu aralar çok moda oldu. Artık koca koca şirketler bile "Micro Management"dan bahsetmeye başladı. Bu konu ile ilgili pek yakında bir yazı sizleri bekliyor).

FriendFeed'e kayıt olduktan sonra kullandığınız popüler 35 tane servisi eklemeye başlıyorsunuz. Bunlar arasında bloglarınız, Twitter mesajlarını, Google Reader'da paylaştıklarınız, YouTube favorileriniz, Stumble yaptıklarız gibi bir çok popüler servis bulunuyor.

Temel olarak feedler üzerinden çalışan sistem, siz farklı servisleri kullandıkça kendi feed'inizde bunlarla ilgili yayınlar yapmaya başlıyor.  Böylece siz interneti gezerken ya da kullanırken bunları kaydetmenizi ve istediğiniz kişilerle paylaşmanızı sağlıyor. Fakat Stumble'dakinin aksine herhangi bir butona basmaya ya da özel bir link çalıştırmaya gerek yok. Sistem otomatik olarak yukarıda bahsettiğimiz servisleri ziyaret ederek sizin yapmış olduğunuz aktiviteleri çekiyor.

Tabi paylaşabilmek için arkadaşlarınızı eklemeniz gerekiyor. Stumble'da arkadaş eklemede olduğu gibi Facebook, Gmail, Yahoo, MySpace gibi servislerdeki arkadaşlarınızı otomatik olarak import edebilen aracını kullanarak FriendFeed kullanan arkadaşlarınıza ulaşabilir, kullanmayan arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

FriendFeed son yıllarda gördüğüm kullanışlı Web 2.0 uygulamalarının başında geliyor. Beni FriendFeed'e eklemek isteyenler ise Miglate kullanıcı adıyla bana ulaşabilirler.

Devamı

Stumble Upon ile webi paylasin

Son günlerde karşılaştığım en "cool" web 2.0 servislerinden bir tanesi Stumble Upon. Stumble Upon sayesinde ziyaret ettiğiniz sayfaları işaretleyebiliyor, arkadaşlarınızla paylaşabiliyor hatta abartıp sayfalar hakkında yorum bile yazabiliyorsunuz.

En güzel özelliği ise ilgi alanlarınızı belirledikten sonra ilgi alanlarınıza yönelik sayfaları bulup otomatik olarak getiriyor. Bu özellik o kadar başarılı ki Stumble sayesinde çok iyi kaynaklara ulaşabiliyorsunuz.

İsterseniz kısaca Stumble'ın nasıl kullanılacağı konusunda bilgi vereyim:

Stumble Toolbar'ının Yüklenmesi ve Kayıt Olunması
Stumble Toolbar'ı yüklemeden de Stumble'ın olanaklarından faydalanabiliyorsunuz ama Toolbar bu siteden tam anlamıyla performans alabilmeniz için olmazsa olmazlardan birisi. Toolbar'ı hem IE hemde FF'ta denedim ve ikisinde de çok başarılı ve sistem kaynaklarını zorlamıyor bile.

Toolbar'ı yükledikten sonra sisteme kayıt olmanız gerekiyor. Bu sayede sistem sizin bilgilerini tutabiliyor ve ilgi alanlarınıza ve web alışkanlıklarınıza göre uygun siteleri getiriyor.

İlgi Alanlarınızın Eklenmesi
Kayıt sırasında size ilgi alanlarınız soruluyor fakat size tavsiyem Preference>Manage My Interest seçeneğinden ilgi alanlarınızı çok detaylı listelere tek tek bakarak belirlemeniz. Böylece çıkan siteler tam anlamıyla sizi ilgilendirmeye başlıyor. Toolbar üzerinden ise Tools>Update Topics (IE için) ya da Tools>Profile Preferences (FF için) ilgi alanlarınızı düzenleyebilirsiniz.

Arkadaşlarınızın Bulunması
Muhakkak sizin arkadaşlarınız da Stumble Upon'u kullanıyordur. Gmail, Yahoo, Hotmail arkadaşlarınızı rahatlıkla import ediyor Stumble kullanmayanları davet edebiliyorsunuz. Hatta abartıp -Facebook arkadaşlarınızı davet etmek için- Facebook application'ına da göz atmanızı tavsiye ediyorum. Arkadaşlarınızı eklediğinizde zaman zaman Toolbar'da onların tavsiyelerini de görebiliyorsunuz.

Stumble Yapmak ve Siteleri Değerlendirmek
Toolbar'daki Stumble düğmesine bastığınız anda servis size ilgi alanınızla ilgili uygun bir siteyi bulup getiriyor. Ama sonuçlar o kadar etkili ki çoğu zaman "Yahu benim bu siteden nasıl olur da haberim yoktu!" şeklinde tepkiler verebiliyorsunuz. Siteyi beğenirseniz yukarı el işaretine tıklayıp bu siteyi listenize ekliyorsunuz. Böylece arkadaşlarınız da bu siteden haberdar olabilir. Aşağı el işaretine tıkladığınızda Stumble'ın size tavsiye ettiği siteyi beğenmediğinizi belirtiyorsunuz. Bu işareti kullandığınızda hem sistem o siteyi bir daha göstermiyor hem de ilgi alanlarınız hakkında daha fazla ipucu elde etmiş oluyor (istediğiniz anda sevdiğiniz ve sevmediğiniz siteleri Stumble'ın sitesi üzerinden düzenleyebiliyorsunuz).

Herhangi bir siteyi Stumble'a eklemek ve değerlendirme yapmak
Webde gezerken çok güzel bir siteye rastladınız; hem paylaşmak hem de hakkında yorum yazmak istiyorsunuz. Bu durumda yapmanız gereken tek şey o site üzerindeyken yukarı el işaretine tıklamak. Siteyle ilgili değerlendirmeyi ve taglemeyi gerçekleştirebilirsiniz.

Benim ilk bakışta bunlar dikkatimi çekti. Kullanmaya devam ettikçe izlenimlerimi burada aktarmaya çalışacağım.

Devamı

13 Mayıs 2008 Salı

Android yarismasi sonuclanmis

Bundan 1 yıl önce bu zamanlarda en büyük dedikodu Google'ın yeni bir cep telefonu üzerinde çalıştığı ile ilgiliydi.Android Developer Challenge

Fakat söylentiler boşa çıktı ve Google'ın aslında mobil bir yazılım platformu çalışmaları yaptığı anlaşıldı. Android adı verilen bu sistem, Symbian, Linux ve Windows Mobile gibi bir cep telefonu işletim sisteminden oluşuyor. Google yazılım konusunda standartları belirledikten sonra -aslında Android açık bir platform fakat projenin amiral gemisi Google olduğundan yazılım kısmı Google tarafından geliştiriliyor- üreticilerle işbirliğine girerek Android'le çalışan cep telefonları üretime başlanacaktı.

Android'i tanıtmak ve kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla Android Developers Challenge şeklinde bir yarışma düzenlendi Google tarafından. Dağıtılan ödülün 10 milyon $'ı bulması gerçekten geliştiriciler için büyük bir fırsattı.

Uygulamanın birinci aşaması sona ermiş ve toplam 1788 uygulama arasından ilk 50'ye giren uygulamalar ikinci aşamaya hak kazanmış. İlk 50'ye uygulama başına 25000$ verilirken ikinci aşamanın sonunda da ilk 10 giren uygulamaya ise uygulama başına 275000$ ve 100000$ dolar verilecekmiş.

Henüz ilk 50'ye girilen uygulamalar hakkında bir bilgi yok fakat projenin büyüklüğü düşünüldüğünde umarım dağıtılacak olan 10 milyon $'a değerdir diyorum.

Devamı

Aya isminizi gonderin!

Şuradaki blogda, NASA'nın bir uydusuyla isminizi aya gönderebileceğiniz hakkında güzel bir yazı var.

Çok şeyi tek cümlede ifade etmeye çalışınca böyle anlamsız ifadeler çıkabiliyor. Meseleyi kısaca burada özetleyeyim.


NASA aya bir uydu gönderiyor ve isterseniz sizin adınızı da bu uydudaki bir chip'te saklanmak üzere kaydediyor. Hatta şuradaki başvuru formunu doldurduğunuzda size bir sertifika bile hazırlıyorlar.

İlgili linki gönderdiğim arkadaşlarım çok yaratıcı fikirlerle ortaya çıkmadı değil. Bir tanesi hemen sevgilisinin adını yazıp çıkan sertifayı bastırıp kız arkadaşına "Bak sevgilim senin için bugün ne yaptım" şeklinde olaya romantik bir bakış açısı getirebiliyor.

Tabi bir de "Metin Oktay" yazanı ise ayrı bir kefeye koymak lazım.

Devamı

06 Mayıs 2008 Salı

Vodafone Turkiye'ye iPhone'u getiriyor.

Türkiye'ye gelişinden beri 2 yıla kadar zaman geçti ama bu süre zarfında Vodafone'dan pek bir numara göremedik.

Halbuki bu derecede büyük ve global bir mobil iletişim devinin Türkiye'de telekom endüstrisi açısından yapabilecekleri o kadar da fazla ki.

Fakat nihayet olanlar oldu ve şuradaki kaynak doğru ise VODAFONE, TÜRKİYE'YE IPHONE'U GETİRMEYE HAZIRLANIYOR.

Habere göre Vodafone 10 ülkeye iPhone'u getirmeyi planlıyor ve bu on ülkeden bir tanesi de Türkiye.

Eğer haber doğru ise bu son derece bomba bir haber. Ya kardeşim bırakın Kırmızı Sayfalar, falan... Bize bu tarz hizmetler sunun.

Devamı

02 Mayıs 2008 Cuma

Twitter'in faydalari

Twitter belki de son günlerin en iyi uygulamalarından bir tanesi. O kadar tutulmaya başladı ki artık insanlar Twitter sayesinde hapisten bile kurtulabiliyor.


Ne demek istediğimi anlatmak için önce size Twitter'in ne olduğunu anlatmam lazım. Twitter'i mini blog olarak tanımlayabiliriz. Twitter sayesinde 140 karakteri geçmemek koşuluyla günün her anı bir şeyler yazabiliyorsunuz. 140 karakter sizi sınırlayabilir fakat Twitter'i cep telefonundan kullanabiliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey cep telefonunuzun numarasını sistemde tanıtmak. Cep telefonundan Twitter'ın telefon numarasına gönderdiğiniz her mesaj anında Twitter mini blogunda yayınlanıyor. Ve eğer sizin bloga üye olmuş kişiler varsa onlar bu güncellemeleri cep, internet, rss, email anında alabiliyorlar.


Pekala teknik olarak böyle özelliklere sahip olan Twitter'in güncel hayatta kullanım alanları ne olabilir? Diyelim ki bir davete katiliyorsunuz ve trafikte takıldınız. Hemen Twitter blogunuza durumu belirten mesaj atıyorsunuz. Twitter sayesinde bu o an size üye olan bütün arkadaşlarınıza gidiyor.


Şimdi bunu deyince başlangıçta bahsettiğim hapisten kurtulma olayına geri dönelim. Mısır'da hükümeti protesto eden bir Amerikalı gösteri esnasında tutuklanıyor ve o arada hemen cep telefonunda "Arrested" diye bir mesaj gönderiyor. Anında ailesi dahil bütün arkadaşlarına bu bilgi gitmiş oluyor. Hemen ailesi devreye giriyor ve çocuğu kurtarıyor. O da bir sonraki mesajını Twitter'a yollamayı ihmal etmiyor : "Özgürüm". Haberin detayları şurada.


Ben bundan birkaç ay önce durumla ilgili Turkcell'e mesaj atıp kendilerinden bu servisi tanıtmalarını ya da -asıl amacım bu aslında- Twitter'a gönderilen mesajlarda indirim yapmalarını rica ettim. Maalesef pek bir cevap veren olmadı. Ahh, ahh, halbuki KampusCELL'li gençler ne kadar sevecek bu uygulamayı?


Gerçi daha sonra bu uygulama neden desteklenmiyor diye kafamda senaryolar üretirken Turkcell'in bu konuyla ilgili bir çok partnerinin iş sağladığını gördüm. Burada gördüğüm gibi bu tür servisler sunan şirketler mantar gibi çoğaldı. Herhalde, Turkcell partnerlerinin ekmeğini almak istemiyor. Gelin görün ki diğer servisler hem pahalı (her aldığım mesaj için para ödemek mi?!) hem de Twitter gibi çok daha entegre değil.

Devamı