16 Mayıs 2008 Cuma

YouTube, PHP API ve Insight ile gelismeye devam ediyor


Youtube ülkemizdeki yasaklarıyla gündemde kalmaya devam etsin, Google tarafından sürekli yeniliklerle geliştirilmeye devam ediliyor.


Bu yazıda da kısaca YouTube PHP API'den ve son zamanlarda eklenen YouTube Insights adı verilen istatistiklerden bahsedeceğim.



YouTube PHP API aslında uzun bir zamandır var fakat son günlerdeki yeniliklerle PHP üzerinden video ekleme, görüntüleme ve player'ın dizaynında değişiklikler yapma gibi özellikler eklenmiş. Henüz PHP API'yi denemedim fakat YouTube PHP API blogundaki şu yazıdaki videoları izlemenizi tavsiye ediyorum.


Youtube Insights ise bundan birkaç ay önce kullanıma sunulmuştu. Fakat kullanıcılardan gelen isteklerden yola çıkılmış olsa gerek Youtube Insight'a birkaç yeni istatistikler eklenmiş. Bunlar arasında izleyicilerin demografik yapısı, izleme zamanları gibi bilgiler verilerek videolarını doğru zamanda doğru hedef kitlesine ulaştırmaya çalışan içerik sahiplerine yardımcı olunmaya çalışılıyor.


 

Devamı

15 Mayıs 2008 Perşembe

Youtube proxy ayarlari: Yasaklarla basa cikmak!

İnternetteki yasakların insanları nasıl çileden çıkardığını daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik.


Hatta Mehmet Altan dayanamayıp bir köşe yazısında proxy ayarları hakkında bilgi vermişti.


Fakat gelin görün ki o gün bugündür yasakçı Türk Telekom, proxy'ler konusunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmuş ve artık hemen hemen hiçbir proxy doğrudüzgün çalışmıyor.


Bu konuda tecrübe sahibi olan Çinli arkadaşlarımız -evet, yasaklar konusunda Çin gibi ülkelerle beraber anılıyoruz- ise Allah'tan işe yarar bir programla çıkagelmişler.


Ultrasoft adı verilen bu programı yaklaşık iki haftadır kullanıyorum ve mükemmel bir şekilde hiçbir ayar yapmadan internetteki bütün siteleri açabiliyorum (aslında Çince yazılar olması insanı endişelendiriyor fakat şu zamana kadar herhangi bir sorunla karşılaşmadım).


Programı şuradan indirebiliyorsunuz ve şimdilik sadece IE ile birlikte kullanılabiliyor.





 

Devamı

Facebook profilleri degisiyor

Facebook

Facebook'u kullanan insanları ikiye ayırıyorum. Birinci grupta hemen kişisel bilgilerle bir resim koyan, eski yeni arkadaşlarını arayan, bulduklarını ekleyen ve daha sonra da onlarla isterse iletişime geçen insanlar var. Sonraları ise haftada 1 ya da 2 kez siteye girip yeni "friend request" var mı diye bakıp çıkıyorlar.




İkinci gruptakiler içinse Facebook, hayatın bir parçası oluyor. Hemen hemen bütün iletişimlerini Facebook üzerinden yapıyorlar (Facebook Chat'in çıkması bunu daha da kolaylaştırdı), bir çok application kurup Facebook'un bütün nimetlerinden faydalanıyorlar.Facebook Yeni Profili


Benim gibi ikinci grupta olanlar için, bir müddet sonra Facebook inanılmaz derecede karmaşıklaşmaya başlıyor. Önce profilinizin yüklenmesi dakikalar alıyor, işinizi yapmak için dakikalarca beklemek zorunda kalıyorsunuz.


MySPace'in yakalandığı en büyük handikap da buydu aslında. Kullanıcılar sayfalara o kadar çok incik boncuk koymaya başlamıştı ki artık birinin MySpace sayfasını açmaya korkar olmuştum. O yüzden Facebook nispeten temiz ve düzenli arayüzüyle hepimizin kalbini kazanmayı başardı.


Fakat bahsettiğim sorunlar Facebook'ta da baş gösterince Facebook geliştiricileri çareyi profil sayfalarını yeniden dizayn etmekle bulmuşlar. Artık Facebook profilleri birkaç sayfada sunuluyor ve yandaki resimde de görüldüğü gibi üstteki tabler kullanılarak uygulamalar ayrılmaya başlanmış.


 Bu da bence çok iyi fikir. Henüz değişiklikler chat'in ilk zamanlarında olduğu gibi bütün kullanıcılara yansımış değil. Fakat chat'in uygulanmasındaki hızı düşünürsek bir kaç gün sonra profilimizde radikal değişiklikler görmemiz hiç de uzak değil.


Devamı

Android yarismasinda ilk 50'ye girenlerin detaylari aciklandi


Android yarışmasında ilk 50'ye girenlerin detayları belli oldu. Daha önceki yazılarımızda şimdiye kadar açıklanmamış olmasının kafalarda soru işaretleri yarattığını belirtmiştik.



İlk 50'ye girenlerin detaylarını şuradaki sunuda bulabilirsiniz. Ben kazananlara şöyle bir göz attım ve açıkçası coğrafik yer tanımlamayla ilgili uygulamaların fazlalığı dikkatimi çekti. Sanırım gelecekte webin en önemli unsurlarından birisi de içeriğin bulunduğunuz yere göre belirlenmesi oluşturacak.


50'ye giren uygulamalar içerisinde dikkatimi çeken bir diğer nokta ise bazılarının hakikaten çok ilginç olması. Sunuda da görebileceğiniz üzere bundan bir kaç yıl öncesine kadar bilimkurgu filmlerinde rastlayabileceğiniz şeyler çok yakında gerçekleşmeye başlayacak gibi gözüküyor.


Açıkçası Android kullananan telefonlar yaygınlaşsa da kullanmaya başlasak diyorum.



Devamı

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Google Friend Connect ile uygulama gelistirmek

Google'ın bu aralar en çok konuşulan yeniliklerinden birisi de Google Friend Connect'i duyurmak oldu. GFC ile popüler sosyal ağlara ait bilgilerinizi ve arkadaşlarınızı herhangi bir uygulamaya taşıyabiliyorsunuz. Google Friend Connect

Sistemin genel olarak çalışma prensibi çok basit. GFC kullanan site ya da uygulama (örneğin Facebook Application'ları) üyelik bilgilerinizi yeniden oluşturmaktansa, Facebook, hi5, Google Account gibi yerlerden üyelik bilgilerinizi çekebiliyor. Siz sadece hangi bilgilerinizin hangi siteden alınacağını belirtiyorsunuz. Daha sonra sizin belirlediğiniz bilgileriniz ve arkadaşlarınız anında yeni sitenin kullanımına sunuluyor. Bu da herhangi bir sitedeki bilgilerinizi istediğiniz yere taşıyabileceğiniz anlamına geliyor (tabi bu da aslında bu bilgilerin sahibi olarak size daha fazla güç veriyor).

GFC'nin en büyük avantajı yeni bir site ya da uygulama için artık sıfırdan üye veritabanı yapmaya çalışmak zorunda kalmamanız. Bu da hem geliştiricileri hem de kullanıcıları büyük yükten kurtarıyor.

GFC henüz herkese açık değil. GFC ile ilgili web sitesinde bu uygulamayı kullanmak isteyenler ön başvuru formunu dolduruyor. Bu formda siteniz ya da uygulamanız hakkında bilgi, GFC'yi kullanma amacınız gibi sorular soruluyor. Ben de HEDEF ÖSS için böyle bir başvuruda bulundum. Eğer başvurum kabul edilirse izlenimlerimi burada aktaracağım.

Fakat bu arada sistemin neye benzediğini merak edenler için Google, GFC örnek siteleri hazırlamış.

GFC hakkında şimdilik aktarabileceklerimiz bunlar. Fakat gelin geçmişe gidelim.

Bundan belkide 10 yıl önce benzer bir projeyi Microsoft, Passport'la yapmaya çalışmıştı. Fakat o projenin bence işe yaramamasının tek sebebi ise 20000$ civarındaki başlangıç fiyatıydı. O yüzden sistem birkaç yağlı web şirketleriyle sınırlı kaldı.

Şimdi daha iyi servisi bedavaya alabilmemiz ise Web2.0'nin bize sunduğu nimet olsa gerek!

Devamı

FriendFeed ile kendinizi yayinlayin!

Stumble ile interneti nasıl paylaşabileceğinizi dün anlatmıştık. Bugün ise size FriendFeed'den bahsetmeye çalışacağım.

FriendFeed

FriendFeed, Google'daki kurumsal yapıdan sıkılan birkaç mühendisin biraraya gelerek oluşturdukları bir "startup". Amacı ise sizi arkadaşlarınız arasında bir micro "celebrity"ye döndürmek. ("Micro" kelimesi bu aralar çok moda oldu. Artık koca koca şirketler bile "Micro Management"dan bahsetmeye başladı. Bu konu ile ilgili pek yakında bir yazı sizleri bekliyor).

FriendFeed'e kayıt olduktan sonra kullandığınız popüler 35 tane servisi eklemeye başlıyorsunuz. Bunlar arasında bloglarınız, Twitter mesajlarını, Google Reader'da paylaştıklarınız, YouTube favorileriniz, Stumble yaptıklarız gibi bir çok popüler servis bulunuyor.

Temel olarak feedler üzerinden çalışan sistem, siz farklı servisleri kullandıkça kendi feed'inizde bunlarla ilgili yayınlar yapmaya başlıyor.  Böylece siz interneti gezerken ya da kullanırken bunları kaydetmenizi ve istediğiniz kişilerle paylaşmanızı sağlıyor. Fakat Stumble'dakinin aksine herhangi bir butona basmaya ya da özel bir link çalıştırmaya gerek yok. Sistem otomatik olarak yukarıda bahsettiğimiz servisleri ziyaret ederek sizin yapmış olduğunuz aktiviteleri çekiyor.

Tabi paylaşabilmek için arkadaşlarınızı eklemeniz gerekiyor. Stumble'da arkadaş eklemede olduğu gibi Facebook, Gmail, Yahoo, MySpace gibi servislerdeki arkadaşlarınızı otomatik olarak import edebilen aracını kullanarak FriendFeed kullanan arkadaşlarınıza ulaşabilir, kullanmayan arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

FriendFeed son yıllarda gördüğüm kullanışlı Web 2.0 uygulamalarının başında geliyor. Beni FriendFeed'e eklemek isteyenler ise Miglate kullanıcı adıyla bana ulaşabilirler.

Devamı

Stumble Upon ile webi paylasin

Son günlerde karşılaştığım en "cool" web 2.0 servislerinden bir tanesi Stumble Upon. Stumble Upon sayesinde ziyaret ettiğiniz sayfaları işaretleyebiliyor, arkadaşlarınızla paylaşabiliyor hatta abartıp sayfalar hakkında yorum bile yazabiliyorsunuz.

En güzel özelliği ise ilgi alanlarınızı belirledikten sonra ilgi alanlarınıza yönelik sayfaları bulup otomatik olarak getiriyor. Bu özellik o kadar başarılı ki Stumble sayesinde çok iyi kaynaklara ulaşabiliyorsunuz.

İsterseniz kısaca Stumble'ın nasıl kullanılacağı konusunda bilgi vereyim:

Stumble Toolbar'ının Yüklenmesi ve Kayıt Olunması
Stumble Toolbar'ı yüklemeden de Stumble'ın olanaklarından faydalanabiliyorsunuz ama Toolbar bu siteden tam anlamıyla performans alabilmeniz için olmazsa olmazlardan birisi. Toolbar'ı hem IE hemde FF'ta denedim ve ikisinde de çok başarılı ve sistem kaynaklarını zorlamıyor bile.

Toolbar'ı yükledikten sonra sisteme kayıt olmanız gerekiyor. Bu sayede sistem sizin bilgilerini tutabiliyor ve ilgi alanlarınıza ve web alışkanlıklarınıza göre uygun siteleri getiriyor.

İlgi Alanlarınızın Eklenmesi
Kayıt sırasında size ilgi alanlarınız soruluyor fakat size tavsiyem Preference>Manage My Interest seçeneğinden ilgi alanlarınızı çok detaylı listelere tek tek bakarak belirlemeniz. Böylece çıkan siteler tam anlamıyla sizi ilgilendirmeye başlıyor. Toolbar üzerinden ise Tools>Update Topics (IE için) ya da Tools>Profile Preferences (FF için) ilgi alanlarınızı düzenleyebilirsiniz.

Arkadaşlarınızın Bulunması
Muhakkak sizin arkadaşlarınız da Stumble Upon'u kullanıyordur. Gmail, Yahoo, Hotmail arkadaşlarınızı rahatlıkla import ediyor Stumble kullanmayanları davet edebiliyorsunuz. Hatta abartıp -Facebook arkadaşlarınızı davet etmek için- Facebook application'ına da göz atmanızı tavsiye ediyorum. Arkadaşlarınızı eklediğinizde zaman zaman Toolbar'da onların tavsiyelerini de görebiliyorsunuz.

Stumble Yapmak ve Siteleri Değerlendirmek
Toolbar'daki Stumble düğmesine bastığınız anda servis size ilgi alanınızla ilgili uygun bir siteyi bulup getiriyor. Ama sonuçlar o kadar etkili ki çoğu zaman "Yahu benim bu siteden nasıl olur da haberim yoktu!" şeklinde tepkiler verebiliyorsunuz. Siteyi beğenirseniz yukarı el işaretine tıklayıp bu siteyi listenize ekliyorsunuz. Böylece arkadaşlarınız da bu siteden haberdar olabilir. Aşağı el işaretine tıkladığınızda Stumble'ın size tavsiye ettiği siteyi beğenmediğinizi belirtiyorsunuz. Bu işareti kullandığınızda hem sistem o siteyi bir daha göstermiyor hem de ilgi alanlarınız hakkında daha fazla ipucu elde etmiş oluyor (istediğiniz anda sevdiğiniz ve sevmediğiniz siteleri Stumble'ın sitesi üzerinden düzenleyebiliyorsunuz).

Herhangi bir siteyi Stumble'a eklemek ve değerlendirme yapmak
Webde gezerken çok güzel bir siteye rastladınız; hem paylaşmak hem de hakkında yorum yazmak istiyorsunuz. Bu durumda yapmanız gereken tek şey o site üzerindeyken yukarı el işaretine tıklamak. Siteyle ilgili değerlendirmeyi ve taglemeyi gerçekleştirebilirsiniz.

Benim ilk bakışta bunlar dikkatimi çekti. Kullanmaya devam ettikçe izlenimlerimi burada aktarmaya çalışacağım.

Devamı

13 Mayıs 2008 Salı

Android yarismasi sonuclanmis

Bundan 1 yıl önce bu zamanlarda en büyük dedikodu Google'ın yeni bir cep telefonu üzerinde çalıştığı ile ilgiliydi.Android Developer Challenge

Fakat söylentiler boşa çıktı ve Google'ın aslında mobil bir yazılım platformu çalışmaları yaptığı anlaşıldı. Android adı verilen bu sistem, Symbian, Linux ve Windows Mobile gibi bir cep telefonu işletim sisteminden oluşuyor. Google yazılım konusunda standartları belirledikten sonra -aslında Android açık bir platform fakat projenin amiral gemisi Google olduğundan yazılım kısmı Google tarafından geliştiriliyor- üreticilerle işbirliğine girerek Android'le çalışan cep telefonları üretime başlanacaktı.

Android'i tanıtmak ve kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla Android Developers Challenge şeklinde bir yarışma düzenlendi Google tarafından. Dağıtılan ödülün 10 milyon $'ı bulması gerçekten geliştiriciler için büyük bir fırsattı.

Uygulamanın birinci aşaması sona ermiş ve toplam 1788 uygulama arasından ilk 50'ye giren uygulamalar ikinci aşamaya hak kazanmış. İlk 50'ye uygulama başına 25000$ verilirken ikinci aşamanın sonunda da ilk 10 giren uygulamaya ise uygulama başına 275000$ ve 100000$ dolar verilecekmiş.

Henüz ilk 50'ye girilen uygulamalar hakkında bir bilgi yok fakat projenin büyüklüğü düşünüldüğünde umarım dağıtılacak olan 10 milyon $'a değerdir diyorum.

Devamı

Aya isminizi gonderin!

Şuradaki blogda, NASA'nın bir uydusuyla isminizi aya gönderebileceğiniz hakkında güzel bir yazı var.

Çok şeyi tek cümlede ifade etmeye çalışınca böyle anlamsız ifadeler çıkabiliyor. Meseleyi kısaca burada özetleyeyim.


NASA aya bir uydu gönderiyor ve isterseniz sizin adınızı da bu uydudaki bir chip'te saklanmak üzere kaydediyor. Hatta şuradaki başvuru formunu doldurduğunuzda size bir sertifika bile hazırlıyorlar.

İlgili linki gönderdiğim arkadaşlarım çok yaratıcı fikirlerle ortaya çıkmadı değil. Bir tanesi hemen sevgilisinin adını yazıp çıkan sertifayı bastırıp kız arkadaşına "Bak sevgilim senin için bugün ne yaptım" şeklinde olaya romantik bir bakış açısı getirebiliyor.

Tabi bir de "Metin Oktay" yazanı ise ayrı bir kefeye koymak lazım.

Devamı

06 Mayıs 2008 Salı

Vodafone Turkiye'ye iPhone'u getiriyor.

Türkiye'ye gelişinden beri 2 yıla kadar zaman geçti ama bu süre zarfında Vodafone'dan pek bir numara göremedik.

Halbuki bu derecede büyük ve global bir mobil iletişim devinin Türkiye'de telekom endüstrisi açısından yapabilecekleri o kadar da fazla ki.

Fakat nihayet olanlar oldu ve şuradaki kaynak doğru ise VODAFONE, TÜRKİYE'YE IPHONE'U GETİRMEYE HAZIRLANIYOR.

Habere göre Vodafone 10 ülkeye iPhone'u getirmeyi planlıyor ve bu on ülkeden bir tanesi de Türkiye.

Eğer haber doğru ise bu son derece bomba bir haber. Ya kardeşim bırakın Kırmızı Sayfalar, falan... Bize bu tarz hizmetler sunun.

Devamı

02 Mayıs 2008 Cuma

Twitter'in faydalari

Twitter belki de son günlerin en iyi uygulamalarından bir tanesi. O kadar tutulmaya başladı ki artık insanlar Twitter sayesinde hapisten bile kurtulabiliyor.


Ne demek istediğimi anlatmak için önce size Twitter'in ne olduğunu anlatmam lazım. Twitter'i mini blog olarak tanımlayabiliriz. Twitter sayesinde 140 karakteri geçmemek koşuluyla günün her anı bir şeyler yazabiliyorsunuz. 140 karakter sizi sınırlayabilir fakat Twitter'i cep telefonundan kullanabiliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey cep telefonunuzun numarasını sistemde tanıtmak. Cep telefonundan Twitter'ın telefon numarasına gönderdiğiniz her mesaj anında Twitter mini blogunda yayınlanıyor. Ve eğer sizin bloga üye olmuş kişiler varsa onlar bu güncellemeleri cep, internet, rss, email anında alabiliyorlar.


Pekala teknik olarak böyle özelliklere sahip olan Twitter'in güncel hayatta kullanım alanları ne olabilir? Diyelim ki bir davete katiliyorsunuz ve trafikte takıldınız. Hemen Twitter blogunuza durumu belirten mesaj atıyorsunuz. Twitter sayesinde bu o an size üye olan bütün arkadaşlarınıza gidiyor.


Şimdi bunu deyince başlangıçta bahsettiğim hapisten kurtulma olayına geri dönelim. Mısır'da hükümeti protesto eden bir Amerikalı gösteri esnasında tutuklanıyor ve o arada hemen cep telefonunda "Arrested" diye bir mesaj gönderiyor. Anında ailesi dahil bütün arkadaşlarına bu bilgi gitmiş oluyor. Hemen ailesi devreye giriyor ve çocuğu kurtarıyor. O da bir sonraki mesajını Twitter'a yollamayı ihmal etmiyor : "Özgürüm". Haberin detayları şurada.


Ben bundan birkaç ay önce durumla ilgili Turkcell'e mesaj atıp kendilerinden bu servisi tanıtmalarını ya da -asıl amacım bu aslında- Twitter'a gönderilen mesajlarda indirim yapmalarını rica ettim. Maalesef pek bir cevap veren olmadı. Ahh, ahh, halbuki KampusCELL'li gençler ne kadar sevecek bu uygulamayı?


Gerçi daha sonra bu uygulama neden desteklenmiyor diye kafamda senaryolar üretirken Turkcell'in bu konuyla ilgili bir çok partnerinin iş sağladığını gördüm. Burada gördüğüm gibi bu tür servisler sunan şirketler mantar gibi çoğaldı. Herhalde, Turkcell partnerlerinin ekmeğini almak istemiyor. Gelin görün ki diğer servisler hem pahalı (her aldığım mesaj için para ödemek mi?!) hem de Twitter gibi çok daha entegre değil.

Devamı

29 Nisan 2008 Salı

Netbeans 6.1 cikmis

Netbeans  java IDE'ler içerisinde bence en kullanışlılardan  bir tanesi. Gerçi ben daha çok Eclipse kullandım ama sadece java kullnetbeans6.1anarak application geliştirmem gerektiği zamanlarda Netbeans kullandığım oldu. Tabi üniversitenin ilk yılında herkes JCreator ile kod yazmaya çalışırken artislik edip Netbeans kullandığım oldu.

Netbeans bir IDE olarak baya kullanışlıydı fakat en büyük handikapı yavaş olmasıydı. "Hello World" tarzı uygulamalar yazmaya gelmezdi ama GUI denince Netbeans'ın üzerine de tanımazdık.

Eğer doğruysa Netbeans 6.1, önceki sürümüne göre %40 daha hızlı açılıyormuş. Bu da demek oluyor ki geliştiricileri kullanışlılığın yanısıra hızı da dikkate almaya başlamış. Gerçi bilgisayar işi bir nevi sabır işidir. Bilgisayarla henüz yeni tanıştığım günlerde kumsaatine kızdığımda eniştem gayet emin ve tok bir sesle "Bilgisayar işi sabır işi" demişti. O gün bugündür bu söz aklımdan çıkmaz. En büyük zevkim program kurarken bilgisayarı izlemektir. Hele virüs taramayı çalıştırınca karşısına oturur 1-2 saat sıkılmadan izlerim. "Vay be belgelerimin altında ne dosyalar varmış... Windows'un amma ms'le başlayan dll'si varmış..." diye çok kendi kendime konuşmuşumdur.

Efendim, son paragrafı dikkate almayıp kaldığımız yere geri dönelim. Netbeans 6.1'deki yenilikler şöyleymiş:

* Gelişmiş JavaScript™ Düzenleme Desteği (artık bütün web neredeyse javascript oldu, o yüzden çok iyi olmuş)

    - Semantik renklendirme

    - Kod tamamlama ve Type analiz

    - Hızlı düzenleme ve semantik doğrulama

    - Refactoring (Türkçe'si nedir bilemedim ama kodun içeriğini çıktısını değiştirmeden düzenli hale getirmeyi sağlıyor, sekmeler vs.
* İyileştirilmiş performans 
    - %40'a varan hızlı açılış (baya iyi bir gelişme) 
    - Hızlı kod tamamlama için akıllı yazım düzenleme
    - Daha az bellek kullanımı 
* Spring Framework desteği
* Gelişmiş REST tabanlı web desteği
* Veritabanı modülünde MYSQL desteği
* Ruby / JRuby Desteğinde geliştirmeler
* Java Beans Desteği
* JSF CRUD Generator
* Javadoc Kod tamamlama (bence en kullanışlı özelliğiyde buydu, başka hiçbir IDE bu kadar iyi bir javadoc desteği sunmamıştır, gerçi bizim programcılıkta dokümantasyon diye bir kavram yoktur varsa da okulda bırakılır)
* Sharing Projects (AKA Sharable Libraries) (Bunu bilmiyorum?) 
* New Update Center Modules for
   ClearCase, AXIS, Hibernate, and SOAP UI (iyidir herhalde)

Şuradan Netbeans IDE'yi indirebilirsiniz.

Bol programlı günler dilerim.

Devamı

26 Nisan 2008 Cumartesi

Google'in sinir bozucu yonleri

Şuradaki yazıda, Google Operating System Google'ın en sinir bozucu yönlerini açıklamış. Gerçekten listede ilginç maddeler var. Benim de gıcık olduğum noktalar şunlar:

  1. Google Analytics'e girmeye çalıştığınızda her defasında şifre sorması. Gerçi adamlar bu sorunu şu adrese girmekle çözebileceklerini keşfetmişler: https://www.google.com/analytics/home/.
  2. Her ürün için yenilikler diye bir link var fakat bunların çoğu eski. Hatta oradaki yazıya ek olarak bence bunlar bir feed'de sunulmalı. Böylece yeni bir özellik olduğunda Yenilikler sayfasına girmeden takip edebiliriz.
  3. Google Updater. Bu son zamanlarda Google Earth'ün yeni versiyonunu yüklemek için başıma geldi. Bence de her programın kendi installer'ı ayrı da sunulmalı (Sanırım bu özellik biraz da Microsoft'un live.com'undan esinlenilerek yapıldı).
  4. Blogger Yorumları: En nefret ettiğim şeylerden birisi. Bir sürü eksiği var ve adam gibi yorum yazmak inanılmaz derecede zor.
  5. Bazen yeni bir teknoloji üretiyorlar fakat çok uzun zaman onu iyileştirmek için pek bir şey yapmıyorlar (bu da yorumlarda 18. madde olarak geçiyor)

Küçük şeyler belki ama yine de insanı deli edebiliyor bazen.

Devamı

23 Nisan 2008 Çarşamba

Fun Wall calismayinca, Slide.com'a nazar mi degdirdim?

Bundan birkaç ay önce Slide.com'a 500 milyon dolar değer biçildiğini yazmıştım. O günden bu güne çok şey değişti. Belki Slide.com'un değeri 1 milyar doları buldu ama maalesef biz bu gelişmeleri pek takip edemiyoruz.

Slide.com, Web 2.0 paradigmasının en önemli araçlarından birisi olan widget konusunda Rock You'dan sonra belki de en popüler ikinci şirket. Widget konusunda o kadar aşmış bir şirket ki insanlar 500 milyon dolar değer biçebiliyorlar.

Slide.com size pek bir anlam ifade etmiyorsa Fun Wall belki bir anlam ifade edebilir. Özellikle Facebook kullanan ve gelen komik video, resim vs. forward etmeye bayılan benim gibi insanlar çok iyi bileceklerdir.

Fakat anlaşılan o ki Fun Wall, birilerini çok kızdırmış... Şimdi kullanmaya çalıştığınızda şöyle garip bir uyarı ile karşılaşıyorsunuz:

BU SİTEYE ERİŞİM ENGELLENMİŞTİR

ÇİVRİL SULH CEZA MAHKEMESİ, 24/01/2008 tarih ve 2008/22 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI'nca engellenmiştir.

Access to this web site is banned by "TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI" according to the order of: ÇİVRİL SULH CEZA MAHKEMESİ, 24/01/2008 of 2008/22.

Kesin uygunsuz bir video, Fun Wall kullanılarak paylaşılmış ve ardından da tüm Youtube'u kapatma çözümünde görüldüğü gibi slide.com'u kapatmak çözüm sayılmış.

Bu uygulama biraz da şuna benziyor. Düşünün kargoyla birisi bomba yolluyor ve buna çözüm olarak da devlet bütün kargo ve posta hizmetlerini durduruyor.

İnternet konusunda içerik ve yer sağlayıcı konusundaki ayrımın bir türlü yapılamaması bu tür yasakların devam edilmesini sağlıyor.

Şurada ilgili kanun hakkında Av. İlker Atamer'in yorumları yer alıyor.

Oradaki yazıya da vakti zamanında bir yorum yapmıştım ama ne hikmetse yorumum bir türlü yayınlanmamıştı. Maalesef konu hakkında malumat sahibi olacak kişiler bile bazen sapla samanı karıştırabiliyorlar.

Şu günlerde 301. madde ile ilgili tartışmalarda kilit noktalardan bir tanesi de aslında sorunun maddede değil de maddeye göre dava açan savcı ve davalara bakan yargıçların kafa yapıları ile ilgili olduğuydu. Sanırım bu sorun yalnızca 301. maddede değil bütün kanunlar için de geçerli.

Devamı

Facebook Chat nihayet basladi

Daha önce Facebook'un chat uygulaması yapmaya başladığını belirtmiştik. Bugün Facebook'a girmeye çalıştığımda chat uygulamasının hazır olduğunu gördüm.

Şu anda ilk denemelerimi online olan arkadaşlarımla yapıyorum ve gerçekten kullanışlı bir şeye benziyor. Daha detaylı inceleyince yorumları buraya yazarım.

Şu bir gerçek ki bu uygulama tutarsa MSN Messenger, vs. artık eskisi gibi popüler olmaz.

Devamı

13 Nisan 2008 Pazar

Internetteki yasakçi zihniyet cileden cikariyor: Proxy Ayarlari

Ekşi Sözlük, Youtube derken şimdi de Google Groups yasaklı siteler arasına girdi. Acaba daha ileriye gidip Google toptan yasaklanır mı bilemiyoruz ama bu gidişin sonu pek iyi değil.

Garip olan ise bu yasakları alt etmenin yolunun hemen hemen her kullanıcı tarafından bilindiği halde uygulamanın devam ettirilmeye çalışılması.

Bugün de Mehmet Altan Star'daki yazısında bu durumu bence çok güzel bir şekilde irdelemiş ve çok ilginçtir yasağı aşmak için proxy ayarları'nın nasıl yapılacağını köşe yazısında anlatmış. Parti kapatmaları, 301 derken bu konunun da ucunun yargı ve mahkemelere değmesi gerçekten Türkiye açısından çok garip bir durum ortaya koyuyor.

İnternet Haftası Başladı mı? - Mehmet Altan:

Biliyorsunuz... Dünyanın en büyük arama motoru Google’ın gruplarına Türkiye içerisinden erişim engellendi. Yasaklama, Google’ın tüm alan adına değil, sadece ‘http://groups.google.com’a yapıldı...

Siteyi açmak istediğinde şu açıklama çıkıyor: ‘Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.
T.C. Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 14.03.2008 tarih ve 2008/15 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.
Access to this site has been suspended in accordance with decision no: 2008/15 of T.C. Silivri 2.Civil Court of First Instance.’ 
* * * 
Google’a erişim yasağı...
Türkiye’ye internetin gelişinin 15’inci yılına...
Ve... 7 Nisan’da başlayıp 20 Nisan’a kadar sürecek olan ‘İnternet Haftası’na denk geldi..
Yasaklama bir yanda dursa da, hafta boyunca bilgi toplumu, e-Dönüşüm, e-Türkiye ve e-Devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir internet ve bilişim fırtınası hedefleniyor.
Hafta boyunca, üniversitelerden ilköğretim okullarına, ticaret ve sanayi odalarından mühendis odalarına, organize sanayi bölgelerinden internet kafelere, yerel yönetimlerden kaymakamlıklar ve valiliklere... Kamu yönetimi, özel sektör, internet şirketleri, sivil toplum kuruluşları ve bilişim kulüpleri çeşitli etkinlikler düzenliyor.
12 Nisan’da Diyarbakır’da da ‘İnternet ve Toplum’ ve ‘Bölgesel Kalkınmada Bilişim ve İnternetin Rolü ve Öneriler’ konulu paneller yapılmakta... Diyarbakır’da kutlama, Silivri’de yasak var. 
* * * 
Önce YouTube...
Sonra Google...
Google’ın gruplarına erişimin engellenmesinin, Türk Telekom altyapısı üzerinden internete bağlanan ve TT DNS’lerini kullananlar için geçerli olduğu belirtiliyor.
Ne demek?
Yasağın fiili bir anlamı yok... Herhangi bir başka adresten yasaklanan adreslere istediğiniz gibi ulaşabiliyorsunuz... Muhtemelen biliyorsunuz ama size böyle bir teknik yardım yapabilirim.
İşte size bir sürü internet sitesinde de bulabileceğiniz ve bir internet sitesinden alınmış, son yasağı hemencik delebileceğiniz bir değil, iki yol:
İlk yol:‘http://youtube.com.nyud.net:8090/ adresi. Mesela açmak istediğiniz sayfa:
http://www.youtube.com/watch?v=lBvaHZIrt0o Bunun için:
http://youtube.com.nyud.net:8090/watch?v=lBvaHZIrt0o adresini kullanabilirsiniz.
Diğer bir yol ise kullandığınız tarayıcıda proxy sunucusu kullanmanız. Yapmanız gerekenler:
Firefox’da: Araçlar > Seçenekler > Gelişmiş > Ağ > Ayarlar > Vekil Sunucu Ayarları Kutucuğunu işaretleyin ve HTTP vekil sunucusu Kutucuğuna 200.65.127.161 ve Port Kutucuğuna 3128 yazın. Sonra Tamam’a basın.
Internet Explorer 6’da: Araçlar > İnternet Seçenekleri > Bağlantılar > Yerel Ağ Lan Ayarları > Proxy Sunucusu kutucuğunu işaretleyin ve adres kutucuğuna 200.65.127.161 ve B. Nok. Kutucuğuna 3128 yazın. Sonra Tamam’a basın.
İnternet Explorer 7’da: Araçlar > İnternet Seçenekleri > Yerel Ağ (LAN) Ayarları > Proxy sunucu kısmındaki adres kutucuğuna 200.65.127.161 ve B. Nok. Kutucuğuna 3128 yazın. Sonra Tamam’a basın.
Opera için: Araçlar > Tercihler > Gelişmiş > Vekil Sunucular > HTTPS kutucuğuna 200.65.127.161 ve Bağ. N. Kutucuğuna 3128 yazın. Sonra Tamam’a basın.
Artık engellenen bütün siteler girebilirsiniz!’
Sadece yeryüzüne rezil olmakla kalıyoruz... 
* * * 
Çağ, herkesi birer ‘medya’ haline getirdi...
Mütevazı bir cep telefonu...
Konuşuyor...
Yazıyor...
Fotoğraf ve film çekiyor. Bilgi toplumu ise hiç kimsenin akıl erdiremediği bir hızla kendini dönüştürüyor; öyle ki dünyadaki tüm bilgi birikimi neredeyse iki yılda bir kendini ikiye katlıyor.
Herkesin tüm dünyada olup biten her şeyden anında haberdar olabildiği iletişim teknolojileri ve tabii ki internet, dünyayı çoktan klasik deyimle küçük bir köy haline getirdi. Bir dizüstü bilgisayar ve cep telefonu ile bütün dünya elinizin altında, nerede olursanız olun... Kaplumbağaların evlerini sırtlarında taşımaları gibi siz de işinizi, ofisinizi yanınızda taşıyabilirsiniz artık, tüm gelişmiş dünyanın şu anda zaten yapmakta olduğu gibi...
Raporlar yayımlanıyor... İnternete erişimi ölçen, kullanıcı sayısını açıklayan. Ve tıpkı tuvalet káğıdı kullanımı, diş fırçalama sıklığı, temiz suya erişim gibi medeniyet göstergelerinin arasına internete erişim de giriyor. Tüm dünya...
İnterneti yaygınlaştırmak, hızlandırmak için çabalıyor. Kablosuz ağlar otellerden, kafelerden sokağa taşıyor... Telefon kulübelerinin yerini internet kulübeleri alıyor... Ama bu gelişmeler Silivri’ye ulaşamıyor... Mahkemede de tümden şaşıyor. 
* * * 
En son... Video paylaşım sitesi www.youtube.com internet sitesine erişim, Ulu Önder Atatürk’e hakaret içeren görüntüler nedeniyle Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla engellenmişti...
Şimdi de Google.
Yıllardır söyle dur...
Bağır, çağır... ‘Çağ değişiyor, dünya değişiyor’ diye. Toprağın simgelediği tarım dönemi... Fabrikaların simgelediği sanayi dönemi... Bilgi(sayar)nin simgelediği sanayi sonrası dönem. Bütün bu değişimleri anlat...
Ama nafile...
* * *
İnternet Haftası...
Hepinize kutlu olsun...

Devamı

Facebook Chat Uygulamasina hazirlaniyor

Az önce şuradaki haberden öğrendim ama gerçekten Facebook'un "chat" servisi sunması gerçekten anında yazışma (instant messaging) alanında taşları yerinden oynatacak gibi gözüküyor. Özellikle ülkemizde MSN'in tahtı tehlikede diyebiliriz.

Zaten çoğu insan o anda online olan kişilerle mesaj ya da wall yoluyla yazışabiliyordu fakat bu da biraz yavaş ve zor olduğundan pek de kullanışlı bir alternatif değildi.

Habere göre şimdilik birkaç network'te test olarak sunulacak olan chat hizmeti yakında bütün networklere aktarılacakmış.

 

Facebook'ta "Chat" Başlıyor - Yeni Şafak: Faceebook, yarından itibaren anında  iletişim sistemi başlatcağını duyurdu. Facebook üyeleri artık kendi aralarında, gerçek zamanlı mesajlaşabilecek.

Sosyal paylaşım sitesi Facebook, anında ileti sistemini başlatıyor. 69 milyon üyesi ile sosyal paylaşım sitelerinin en büyüğü olan Faceebook yarından itibaren anında iletişim sistemi başlatcağını duyurdu. Facebook üyeleri artık kendi aralarında, gerçek zamanlı mesajlaşabilecek. facebook_chat

Facebook üyeleri bundan sonra kendi listelerideki diğer üyelerin online olup olmadıklarını anında görebilecekler ve online üyelerle anında mesajlaşabilecekler. Facebook anında mesaj sisteminde üyeler sadece bire bir chat yapabilecek. Facebook Chat'in ABD 'de 80 milyon üyesiyle en popüler olan AOL'in pazarını büyük ölçüde etkileyeceği, 110 milyon üyeli Myspace chat'in de Faceebook'un anında mesaj sistemine geçmesinden oldukça etkileneceği belirtildi. Facebook chat öncelikle Stanford, Berkeley, Harvard, Yale ve Brown gibi networkler arasında uygulamaya geçtikten sonra diğer networklerde de başlatılacak.

Devamı

14 Mart 2008 Cuma

Hedef OSS ile merhaba facebook applicationlari

"Example is not another way you can learn, example is the only way you can learn".

Albert Einstein

Üniversitenin ilk yılında algoritmalar ve programlamalar dersinde java öğretilirdi. Ve bu söz de dersin kitabının ilk sayfasında yazardı.

Burada birkaç haftadır facebook'un ne kadar iyi bir fırsat olabileceğini anlatıp durduk. 2 milyon türk var ama hala daha aklı selim insanlar bunun sunduğu avantajlardan yararlanamıyor dedik.

E tabi bu kadar laf yapınca haliyle "Peki sen ne yaptın?" diye soranlar olmuştur. Ben de birkaç haftadır oturdum ve facebook'ta ilk application'ımı yazdım.

Aslında amacım facebook'da application yazma mantığını öğrenip burada da bu konuda yazılar yazmaktı. Fakat facebook'ta application yazmak o kadar keyifli bir hal aldıki  10 yıl önceki lise hayalimi neden canlandırmayayım diye sordum kendi kendime.

İşte buradan da Hedef ÖSS doğdu. Hedef ÖSS üniversite programları arasından arama yapmanızı ve bunlardan bazılarını seçip tercih listesi oluşturmanızı sağlayan küçük bir application.

Application'ı yazarken hep aklımın bir köşesinde Web 2.0 mantığı vardı. Yani application şu haliyle basit ama stabil halinde. Blog, forum vs. ortamlardan feedback alıp application'ı geliştirmeyi düşünüyorum. Hatta ileride GOOGLE API gibi REST tabanlı basit bir API yazıp bu konuda da tecrübe kazanmak istiyorum.

Yukarıdaki paragraf biraz teknik kaçmış olabilir ama aslında anlatmak istediğim şu:

Evet, programlama öğrenebilmenin tek yolu örnekler üzerinden gitmektir. Bu application'ı yazarken çok fazla tecrübe sahibi oldum ve bunları muhakkak burada diğer insanlarla paylaşacağım. Herhalde o da Google Site gibi cool bir yeni teknolojiyi kullanarak olur.

Neyse efendim, Hedef ÖSS'nin blogunun linkini yukarıda verdim ama burada tekrarlayayım. Konu ile specific yorumlarınızı oraya bekliyorum.

Devamı

13 Mart 2008 Perşembe

Blogger'ın garip yazı paneli...

Bu durum sadece benim için mi bilmiyorum ama gittikçe Blogger'ın blog postaları yazma panelinin berbat bir şey olduğunu düşünmeye başladım.

Normalde blog yazılarımı Windows Live Writer ile yazarım fakat bazen WLW olmayan bir bilgisayarda yazmak zorunda kalabiliyorum.

Bu durumda Blogger'ın yazı panelini kullanmak zorunda kalıyorum.

Fakat o kadar illet bir yazı paneli görmedim. HTML olarak yazdığınız bir yazıyı "Oluştur" ekranında görüntülediğinizde ekstradan boşluklar ortaya çıkarıyor. Hele bir de "Önizleme" yapıp "Oluştur" ekranına geri dönerseniz durum daha vahim. Satırlar saçma yerlerden bölünüyor ve ortaya saçma sapan bir yazı düzeni çıkıyor.

Yıllar önce bu sorunu Microsoft ve Unix sistemleri arasında satırbaşlarının farklı kodlarla ifade edilmesinden dolayı yaşardık (Windows'ta CRLF ve Unix'te CR sorunsalı). Anlaşılan bu sorun Oluştur ve Önizleme ekranları arasında bile var Blogger'da.

Bir de editörde var olan özellik sayısı bir hayli sınırlı. Hele bir resim ekleme kısmı var ki insanı deli etmeye yeterde artar bile :)

Tavsiye edebileceğiniz online bir yazı yazma editörü var mı? Hele bu editör yazdığınız yazıları blogger, vs. gibi sitelere gönderebiliyorsa tadından yenmez :)

Devamı

07 Mart 2008 Cuma

Compare People ve data mining...

Facebook'un en çok kullanılan application'larından birisi de Compare People. Bu applicationla, arkadaşlarınızı çeşitli kriterlere göre kıyaslıyorsunuz.

Az önce bana Compare People, şu maili gönderdi:

According to data from the Compare People application (where users compare their
friends in different categories), these are your hottest and most desirable
single friends:

* "Who is hotter"
1. Disican1 (146 points)
2.
Disican2 (85 points)
3. Disican3 (54 points)
4. Disican4 (36 points)
5. Disican5 (40 points)

view more >>

* "Who is more
desirable to date"
1. Kisican1 (92 points)
2. Kisican2 (60 points)
3. Kisican3 (44 points)
4. Kisican4 (60 points)
5. Kisican5 (46
points)


Mailin konusu da "Sinan, here are your hottest single friends". Yani uygulama, benim "friend list"imden en beğenilen kızları ve erkekleri göndermiş.

Burada bu mailden bahsetmemin sebebi ise şu aralar üzerinde kafa yorduğum data mining konusuyla doğrudan ilişkili olması.

Data Mining verilerin işlenerek anlamlı bilgilerin çıkarılması şeklinde özetlenebilir.

Ve çoğu uzmana göre veri analizi gelecek yılların en popüler konularından birisini oluşturuyor.

Son yıllarda maliyetler düşerken işlemci hızında, depolama alanında ve bağlantı hızlarındaki artışlar inanılmaz büyüklükte verilerin oluşturulmasını, paylaşılmasın ve de depolanmasına imkan veriyor.

Facebook da zaten şu andaki içeriğiyle belki de dünyanın en büyük veri kaynağını oluşturabilecek potansiyelde. İçerisindeki application'lar da düşünüldüğünde milyonlarca insanın hayatı hakkında muazzam büyüklükte veriyi barındırıyor olmalı.

O yüzden IBM, Google, Microsoft gibi şirketlerden yüzlerce beyin facebook'a geliyor. Amaçları ise bu kadar veriyi işleyip anlamlı sonuçlar çıkarıp bu verilerden yeni iş yapmak. Pazarlama ve satış bu alanların başında geliyor.

Fakat görünen o ki bu alanda alınacak daha çok yol var. Ama en azından yukarıdaki mesaj bu konuda insanların bir şey yaptığını görmek açısından iyi oldu.

En azından sonuçlardan memnun olduğumu söyleyebilirim -listede erkeklerin olmasına bir anlam veremedim ama-.

Devamı